24 Ekim 2009 Cumartesi

Laptopum artık gülmüyor

Geçen hafta İzmir'e gittiydim işte, kamuoyu çok tepki gösterdi nedense bu gidişe ama ben orda çok eğlendim de konu o değil. Biz orda denize girdik tabii ki. Hani İzmir'e gittik de denize girmedik demiyelim dürtüsüyle onu da yaptık ama gerçekten denizi çok güzeld,. Hoş, İzmir'e geldik bunu da yapmadık demeyelim diye neler yaptık bir bilseniz :D de konu bu da değil.

Yıllardan soğuk ve sisli bir pazar günüydü İzmir'de. Denizde daha fazla vakit geçirebilmek için kalktık sabahın köründe geceden kalma gözlerle. Aynı amaç uğruna bir araya gelmiş 5 arkadaş Mordoğan adlı sabahları güneşin mor renkte doğduğuna inanıldığı bir mekana doğru arabamızla gitmekteydik. Ya dur konu bu da diil ki..

Aslında konu benim biricik Asus laptopum. Şimdi konu İzmir'den oraya nasıl gelecek bekleyin de görün :)

İşte orda tüm gün denize girdik, çok güzeldi eylendik falan filan da, İstanbul'a geldiğim günün ertesi ben bi hasta oldum ama nasıl; ağız burun dağıldı hani =) Akşam laptopumun başında oturuyor iken sıcak sıcak bi çay içeyim dedim, demez olaydım 3 gün daha hasta kalmaya razıydım hani. Kendime bol şekerli ve limonlu bir çay yaptım, bak dikkatinizi çekiyorum bol şekerli =( Neyse çayın yarısını içtim içmedim, elimin tersiyle bi çaktım bardağa, kendinden geçti bardak bi kaç damla çay sıçrattı dışarıya ama hala harmonik hareketine devam etmekte, ben panik oldum tabi düşecek diye tutmaya çalıştım. Ne dokunuyosun bırak kendi durar o, dimi? Ben bardağı tutacam diye yeltendim ama beceremedim, bardak öyle bir devrildi ki tuş takımının üzerine.. Hala gözümün önünde o ağır çekim düşüş, sanki 2 dakika sürmüş gibi...

Herneyse artık tuş takımının sağ kısmı yapış yapış durumda. Bir defa basınca tekrar eski konumuna gelmesi tuşun 10 saniye sürüyor. Laptopumdan soğudum iyice, sağlıklı iletişim kuramıyoruz. Bir kaç kez operasyona giriştim, tuşlardan bazılarını söktüm temizleyip geri taktım ama bu sefer de tuhaf sesler veriyor her basışımda. Galiba hiçbir zaman eskisi gibi olamayacağız onunla. Çok üzülüyorum bu duruma.. Büyüklerimizden yardım bekliyorum.. =(

20 Haziran 2009 Cumartesi

Bugün öğrendim ki...

Aslında Tab tuşu boyundan büyük işler başarabilen çok fonksiyonel bir tuşmuş.
  • Tek başına basıldığında hepimizin de bildiği gibi bir çok obje arasında gezinmemizi sağlıyor, metin kutusu, tik kutusu gibi...


  • Fakat Tab tuşuna basınca hep soldan sağa doğru ya da yukarıdan aşayıya doğru ilerlemekteydi ve ben geriye doğru gitmek istediğimde fareyi kullanmam gerekiyordu. Bu gün öğrendim ki "Shift+Tab" tuşlarına beraber bastığımızda ise ters yönde hareket edebiliyoruz. Bunu keşfettiğimde suratımın aldığı şekli hayal edemezsiniz. Yıllardır sinir olduğum bu olayın çözümü serçe parmağımın altında ve çok da mantıklı bir yerde duruyormuş...


  • Bu keşfin üzerine birkaç konfigürasyon daha denedim ve internet tarayıcılarında en illet olduğum şeyin de çözümünün bu Tab tuşunun içinde gizli olduğunu gördüm. "Ctrl+Tab" tuşlarına da beraber bastığımızda tarayıcımızda birden fazla açtığımız tablar arasında soldan sağa doğru ilerleyebiliyormuşsunuz. (10 heceli buna benzer kelimeleri günlük konuşmamda kullanmayı pek seviyorum nedense.. =)

11 Haziran 2009 Perşembe

DONTCLICK.IT

Bir siteye girince insanın bir yerlere tıklayası gelmez mi? Ne bileyim buton olsun link olsun işe yarar bir şey görünce gidip çat diye tıklıyoruz =) Bu yıllardan beri süregelmiş bir alışkanlık. 2005 yılında bir grup üniversite öğrencisi bir web sitesinde tek bir click’e bile ihtiyacımız olmadan tüm işlerimizi halledebileceğimizi göstermek için güzel ve sıra dışı bir projeye imza atmışlar: DONTCLICK.IT

Sitede M.Ö 300 senesinde kullanılan farenin atası sayılabilecek abaküsten tutun da günümüz dokunmatik ekranlarına kadar tüm işaretçilerden bahsedilmiş. Ya da bir tıklama yerine, üzerinden farklı açılarla geçerek hatta belli bir süre üzerinde bekleyerek de bir butonun aktif olabileceği gösterilmiş. Sitede 3 bölümlük bir oyunla fare kullanabilme becerinizi de test edebiliyorsunuz (Benimkisi intermediate çıktı :) En hoşuma giden ayrıntılardan biri de şu ki; Eğer site, sizin tıklamaktan vazgeçemeyeceğiniz kanısına varırsa bir tavsiyesi oluyor: “MauseWrap” adında bir dikenli pedi farenizin tuşlarının üzerine yapıştırmanız =)



Tüm özelliklerinden bahsetmek istemiyorum, bunları sitede dolaşırken keşfetmek inanın çok eğlenceli. Her bir hamleniz, yakaladığınız her bir ayrıntı “Vay be!” dedirtiyor. Aslında bu site, insanın üzerine perçinlenmiş tıklama alışkanlığından ne kadar uzak durabileceğini de test eder nitelikte. Siteyi incelerken kendimi zor tuttum diyebilirim, çoğu zaman parmağım refleks olarak tuşlara basmak istiyordu =) Siteye giren her kullanıcının fare hareketleri kaydedildiğinden, kullanıcılar tarafından izlenip, 3. ya da 4. saniyede tıklayanlara gülünebiliyor. Dikkat edin bunlardan biri siz olmayın :D


www.dontclick.it

23 Mart 2009 Pazartesi

YTU Web Günleri


Ben internetin doğuşunu hatırlamam, 4-5 yaşlarındaymışım :) Fakat ülkemizde yaygın olarak kullanılmaya başlamadan önce tanıştım bu dünyayla. Hatta bu tanışma hep gülünç gelir bana: sınıf arkadaşımın sabit telefondan (o zamanlar öyle cep telefonları çocuğun eline düşmemiş) yönlendirmeleriyle aldığım e-posta adresinin başına "www" girerek adres çubuğuna yazmamla tanıştım internetle ! İlk başlarda tahmin edebileceğiniz gibi pek sağlıklı bir iletişim kuramadık fakat sonraları işe yarayabilecek (!) bir icat olduğu kanaatine vardım :)

Herneyse, üzerinden tam 16 sene geçmiş olacak 12 Nisan'da. Biz de Yıldız Teknik Üniversitesi Bilişim Kulübü olarak buna bir etkinlikle dikkat çekelim dedik. "Web Günleri" adı altında 25-26 Mart tarihlerinde düzenlenecek olan bu etkinlikte, Internet topluluklarından projelerde yazılım ve güvenlik süreçlerine, Internet girişimciliğinden Internet’in sanal günlüklerine, bilişimde dergiciliğe ve e-dergiye kadar çok geniş konu yelpazesinde oturumlar gerçekleştirilecek. Sizleri de Internet Haftası’na günler kala Internet üzerine sohbet etmeye, doğum günü kutlamaya YTU Oditoryum'a bekliyoruz..
Etkinliğin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

06 Şubat 2009 Cuma

Google Translate - Türkçe

Geçtiğimiz günlerde Tükçe dil seçeneğini de getiren Google Translate artık 40'a yakın dil seçeneğiyle mükemmel olmasa da iyi denilebilecek bir seviyede çeviri yapabilmekte. Uzun süredir bekliyorduk bunu, fena bir çeviri yapmıyor fakat yine de bu kadar süre bekleyince insan daha da kapsamlı bir olay bekliyor di mi? :) Aslında o kadar da kötü değil. Yani günlük konuşmaları gayet güzel çevirebilmekte, fakat iş makaleyi ya da akademik bir yazıyı çevirmeye gelince biraz kafayı bulandırıyor açıkçası. Ama tahmin edersiniz ki işin içine bağlaçlar zarflar girince biz bile zorlanıyoruz :)
Bu olayın güzel kısmı çeviri yapması değil zaten bu noktaya çok takılmamak lazım. Şu an iyi kötü yığınla program ya da web sitesi var çeviri yapabilen. Google'ın yaptığı güzel iş, internette gezinirken yabancı bir site gördüğünüzde eğer isterseniz bu sitenin içeriğini farklı bir dilde karşınıza çıkarabiliyor. Çeviri algoritması mükemmele yaklaştığı zaman çokca kullanacağımız bir uygulama bence.
Bu blogun da ingilizceye çevirisini yaptırdım Google'a, beklediğimden iyi çevirdi açıkçası. Ama şuna çok sinir oldum ki "Tolga"yı 'helmet' olarak çeviriyor :) (tolga:savaşlarda başa takılan demir miğfer,başlık.) Düşününce ne bekliyoruz ki çeviricek tabi :) Blogumun ingilizceye çevirisine BURADAN ulaşabilirsiniz