internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2009 Perşembe

DONTCLICK.IT

Bir siteye girince insanın bir yerlere tıklayası gelmez mi? Ne bileyim buton olsun link olsun işe yarar bir şey görünce gidip çat diye tıklıyoruz =) Bu yıllardan beri süregelmiş bir alışkanlık. 2005 yılında bir grup üniversite öğrencisi bir web sitesinde tek bir click’e bile ihtiyacımız olmadan tüm işlerimizi halledebileceğimizi göstermek için güzel ve sıra dışı bir projeye imza atmışlar: DONTCLICK.IT

Sitede M.Ö 300 senesinde kullanılan farenin atası sayılabilecek abaküsten tutun da günümüz dokunmatik ekranlarına kadar tüm işaretçilerden bahsedilmiş. Ya da bir tıklama yerine, üzerinden farklı açılarla geçerek hatta belli bir süre üzerinde bekleyerek de bir butonun aktif olabileceği gösterilmiş. Sitede 3 bölümlük bir oyunla fare kullanabilme becerinizi de test edebiliyorsunuz (Benimkisi intermediate çıktı :) En hoşuma giden ayrıntılardan biri de şu ki; Eğer site, sizin tıklamaktan vazgeçemeyeceğiniz kanısına varırsa bir tavsiyesi oluyor: “MauseWrap” adında bir dikenli pedi farenizin tuşlarının üzerine yapıştırmanız =)



Tüm özelliklerinden bahsetmek istemiyorum, bunları sitede dolaşırken keşfetmek inanın çok eğlenceli. Her bir hamleniz, yakaladığınız her bir ayrıntı “Vay be!” dedirtiyor. Aslında bu site, insanın üzerine perçinlenmiş tıklama alışkanlığından ne kadar uzak durabileceğini de test eder nitelikte. Siteyi incelerken kendimi zor tuttum diyebilirim, çoğu zaman parmağım refleks olarak tuşlara basmak istiyordu =) Siteye giren her kullanıcının fare hareketleri kaydedildiğinden, kullanıcılar tarafından izlenip, 3. ya da 4. saniyede tıklayanlara gülünebiliyor. Dikkat edin bunlardan biri siz olmayın :D


www.dontclick.it

23 Mart 2009 Pazartesi

YTU Web Günleri


Ben internetin doğuşunu hatırlamam, 4-5 yaşlarındaymışım :) Fakat ülkemizde yaygın olarak kullanılmaya başlamadan önce tanıştım bu dünyayla. Hatta bu tanışma hep gülünç gelir bana: sınıf arkadaşımın sabit telefondan (o zamanlar öyle cep telefonları çocuğun eline düşmemiş) yönlendirmeleriyle aldığım e-posta adresinin başına "www" girerek adres çubuğuna yazmamla tanıştım internetle ! İlk başlarda tahmin edebileceğiniz gibi pek sağlıklı bir iletişim kuramadık fakat sonraları işe yarayabilecek (!) bir icat olduğu kanaatine vardım :)

Herneyse, üzerinden tam 16 sene geçmiş olacak 12 Nisan'da. Biz de Yıldız Teknik Üniversitesi Bilişim Kulübü olarak buna bir etkinlikle dikkat çekelim dedik. "Web Günleri" adı altında 25-26 Mart tarihlerinde düzenlenecek olan bu etkinlikte, Internet topluluklarından projelerde yazılım ve güvenlik süreçlerine, Internet girişimciliğinden Internet’in sanal günlüklerine, bilişimde dergiciliğe ve e-dergiye kadar çok geniş konu yelpazesinde oturumlar gerçekleştirilecek. Sizleri de Internet Haftası’na günler kala Internet üzerine sohbet etmeye, doğum günü kutlamaya YTU Oditoryum'a bekliyoruz..
Etkinliğin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

26 Ocak 2009 Pazartesi

Aile İçi Sosyal Paylaşım Sitesi : MyHeritage




Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı filmini izleyenler bilirler, Sirius Black’in ailesinin bir soyağacı vardı bildiğin çınar ağacından ve birisi doğar ya da ölürse kendi kendini değiştirirdi, dallar uzar, yapraklar dökülürdü :) Hep aklımdadır o sahne, bir evin boydan boya duvarlarını kaplayan bir çınar, soyağacı denilince aklıma o gelir. Harry Potter’dakine biraz benzer şekilde size kendi soyağacınızı yaratabileceğiniz bir siteden bahsetmek istiyorum: MyHeritage

MyHeritage Türkiye ofisinde çalışıp da bu siteyi tanıtmamak olmaz diye düşündüm. 34 farklı dil seçeneğiyle dünya genelinde büyük kullanıcı sayılarına ulaşan sitenin Türkçeye çevirisi yapıldı ve uzun süredir Türkçe olarak hizmete sunulmakta. Site şuan 300 milyonu aşkın kişi bilgisini barındırmakta ve yaklaşık 30 milyon üye tarafından kullanılmaktadır. Ülkemizde de yüksek kullanıcı sayılarına ulaşması beklenen site sadece bir soyağacı oluşturma sitesi değil. Soyağacınıza mensup aile bireylerinin birbirleri arasında haberleşmesi, resim ya da video paylaşması gibi birçok gereksinimlerinizi kendi aile siteniz üzerinden yapabiliyorsunuz. Ayrıca aile siteniz üzerinden etkinlik düzenleyip tüm aile bireylerine aynı anda haber verebiliyorsunuz. Tabii ki sitenizden en yakın kimin doğum günü olduğunu ya da en yakın hangi etkinliğin gerçekleştirildiğini resimleriyle birlikte görmeniz de mümkün.

MyHeritage, kullanıcılarının katkısıyla büyüyen bir site. Tahmin edesiniz ki ne kadar çok kişi bilgisi, ne kadar çok soyağacı eklenirse sitenin başarı yüzdesi bir o kadar artıyor. Sıra arkadaşınızla akraba bile çıkabilirsiniz yani =) Mesela siz büyük büyük dedenizi eklediniz (muhtemelen zor olmuştur) ve bir de baktınız ki bu giriş başka bir kimlikle uyuşuyor. İşte yeni akrabalarınızı buldunuz, tebrikler. Ayrıca sitenin arama motoru da gayet başarılı bir şekilde çalışıyor. Arama kriterlerini tüm özelliklere göre ayarlayabilmenizin yanı sıra onlarca kuşak öncesinden bir kişinin, adının ya da soyadının bozulmaya uğraması da düşünülerek aramak istediğiniz sözcüğe büyük bir yüzdeyle uyan sonuçları da karşınıza çıkarabiliyor. Fevkalade doğrusu!

Şu sıralar MyHeritage’e yeni bir özellik daha eklendi ve tanıtımı yapılıyor. Artık sitenize video, ses dosyası ya da doküman koyabiliyorsunuz. Sadece aile bireyleri tarafından ulaşılabilecek olan bu video ya da belgeleri isterseniz tüm kullanıcılara da açık hale getirebiliyorsunuz. Yani güvenli bir video - dokümantasyon portalı olarak da karşımıza çıkıyor artık MyHeritage. Güvenlik demişken soyağacınıza eklediğiniz aile bireylerinin tüm bilgileri gizli tutulmakta ve aile içinden olmayan bir kullanıcı istemediğiniz takdirde bu bilgilere kesinlikle ulaşamamaktadır. Eğer isterseniz soyağacınızı tüm üyelere görünür hale getirmek de sizin elinizde.

Bahsetmeden geçemeyeceğim çok ileri bir yüz tarama ve eşleştirme teknolojisi var bu sitenin. İsterseniz profil resminiz üzerinden hangi ünlülere yüzde kaç benzediğinizi de görebiliyorsunuz. Eğer bu eşleşmeleri de kaydederseniz diğer kullanıcılar sizin bu benzerliğinize 10 üzerinden puan verebiliyorlar. Ama dikkat edin eşleştirme sırasında cinsiyet kısmını ayarlamazsanız karşı cinsten de ünlülere benzemiş olabiliyorsunuz. Hiç hoş değil doğrusu, benim başıma geldi görüldüğü gibi :D

Girin, soyağacınızı ekleyin, belki akraba çıkarız ;)
www.myheritage.com.tr

17 Eylül 2008 Çarşamba

Günlük Yaşantımızdaki Sanal Dünya

Geçen günlerden birinde teknoloji ve internet ile pek arası olmayan annem ile tartışmaktaydık. Tartışmanın temeli internetin 15-20 yaş gurubundakilere etkisi üzerineydi.

Bana göre bu yaş grubu internet ile birlikte erken olgunlaşmakta. Günlük yaşamlarında çok farklılıklarla karşılaşmıyor olsalar da, tehlikeden çirkinliklerden uzak olsalar da internette farklı bakış açısı ve yorumları bulabiliyorlar. Ayrıca bu çeşitlilik içinde kendilerine en uygun, yakın görüşü benimseyip kendilerini şekillendirme imkanı ve zamanları da var. Annem internetin yeterli olmayacağını savunup durmaktaydı. Haklıydı da =) internet bir yere kadar yardımcı olabilirdi. Büyükşehir hayatı, bu hayatta ayakta kalmaya çalışmak, eşyalarına sahip çıkmayı öğrenmek veya bir yerden başka bir yere tek başına gidebilmek bile ayaklarının üzerinde durmayı öğreten etmenler. Komik ama kocası olmadan evden dışarı çıkmaya korkan kadınlarla dolu bir şehir aynı zamanda İstanbul=)

Gençler ise günlük hayatında hiç karşılaşmadığı ve ya muhatap olmadığı insanların varlığını, düşüncelerini interaktif ortamda görmek, okumak kendilerine göre yorumlama fırsatı bulmaktalar. Bu da özellikle lise çağındaki çocukların gelişmesinde, belli bir bölümünün de erken olgunlaşmasında ve sorumluluk almasını sağlamalarında etkili olduğu düşüncesindeyim. Sorumluluk kısmı belki biraz daha az. ÖSS gibi güzide bir sistemimiz varken internetin sorumluluk bilincini aşıladığını savunabileceğimi de pek sanmıyorum =)

Kim ne derse desin aktif olarak internet kullanıcısı olan gençlerin bakış açısının daha geniş olduğunu düşünmekteyim. Her ne kadar interneti sohbet etmek ya da online oyun oynamak için kullansalar da bunu belli bir süre sonra güncel hayatlarına olumlu bir şekilde yansıtabileceklerine inanıyorum. Belki hayran oldukları insanla konuşacaklar ve aslında insanların hiç de göründüğü gibi olmadıklarını internet sayesinde öğrenmiş olacaklar. Belki de izledikleri bir film hakkında yorumlar okuyacaklar, farklı açılardan bakacak ve sahneleri farklı yorumlamayı öğrenecekler. Belki de sadece online oyunlar oynayıp bağımlısı olacaklar ve bunun üzerlerindeki etkilerini yaşayıp görecekler. Ne yaparlarsa yapsınlar kendilerine bir şeyler katmış olacaklar. Hatta şu meşhur bilmem nereli araştırmacılara göre bilgisayar oyunları zeka geliştiriyormuş =)

Bütün bunları neden mi savundum? Çünkü ben kendimde hissettim bu farklılıkları. Ne kadar büyük bir yerde yaşarsanız yaşayın, bütün imkanlara sahip olsanız da internetin size sunduğu “Dünya” çok daha çekici, cezbedici, karışık, yerine göre tehlikeli, bazen sinir bozucu ama sonunda eğitici!

Teşekkürler bat...